Akıllı ve başarılı olmam gerekiyor

Öğretmenlerin notlarını alkışlar.

Müşterilerle ilişkilerindeki başarından dolayı terfi alırsın.

Annen komşulara ne kadar başarılı olduğunu ve seninle övündüğünü anlatır.

Zekamızı ve başarımızı özdeğerimizle ve sevilmeyi hakketmemizle ne kadar kolayca bağdaştırabileceğimizi görüyoruz.

Çevremizdekiler tarafından sevilmek ve kabul edilmek için başarılı olmaya gayret ediyoruz, daha çok çalışıyoruz.

Özgüven duygularıyla savaşmak, sevilmeyi hakketmediğimiz, dünyada bir yerimiz olmadığı hissini bastırmak için çabalıyoruz.

Ama ya notlarım düşerse? Ya iş yerinde bir hata yaparsam? Sevgi kadar önemli bir şeyin günlük davranışlarıma göre yükselip artmaması gerektiğini düşünmeden edemiyorum.

Sevgiyle bağlantılı bu duygusal iniş ve çıkışlardan yorulmuştum. Bu arayışın artık son bulmasını istiyordum. Sevilmek ve bu sevgiye güvenebilmek istiyordum.

 

 

Dünyanın sunduğu sevginin şartlı ve değişken olduğu aşikardı. Sonunda Tanrı’nın benim hakkımda, her birimiz hakkında, ne dediğini araştırmaya başladım.

Bu noktada işler ilginçleşmeye başladı.

Önce bu arayışım beni yanlış yere götürmüş gibi göründü. Ne kadar ‘sevilesi’ olduğumu öğrenmenin aksine kendimle ilgili aslında sevilesi hiçbir şey olmadığını fark ettim!

Dur, dinle lütfen, düşünmene değecek bir şey anlatacağım.

Mükemmel ve kutsal bir Tanrı’nın bizim davranışlarımıza nasıl baktığını öğrendim.

‘Yazılmış olduğu gibi: Doğru kimse yok, tek kişi bile yok.  Anlayan kimse yok, Tanrı’yı arayan yok.’ (Romalılar 3:10-11)

Ayrıca diyor ki:

‘Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.’ (Romalılar 3:23)

İnsanlığa çan eğrisi üzerinden not vermekten veya iyiliklerle kötülükleri teraziye koyup tartmaktan ziyade görüyoruz ki Tanrı’nın bakış açısından bizde ‘iyi’ sayılabilecek hiçbir şey yok. Eğer bir şey iyi değilse nasıl sevilebilir ki?

Tüm korkularım gerçeklemişti sanki. Hiç kimsenin hele de Tanrı’nın beni sevmesi için yapabileceğim hiçbir şey yoktu.

Ama son nokta bu değildi.

Sanki ben bir odada otururken bütün ışıklar kapatılmıştı. Sonra birdenbire o oda müthiş bir ışıkla dolmuştu.

 

Bu bölümü bir oku, bakalım ne düşüneceksin:

‘Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü. Bir kimse doğru insan için güç ölür, ama iyi insan için belki biri ölmeyi göze alabilir. Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü. Böylece şimdi O’nun kanıyla aklandığımıza göre, O’nun aracılığıyla Tanrı’nın gazabından kurtulacağımız çok daha kesindir. Çünkü biz Tanrı’nın düşmanlarıyken Oğlu’nun ölümü sayesinde O’nunla barıştıksa, barışmış olarak Oğlu’nun yaşamıyla kurtulacağımız çok daha kesindir. Yalnız bu kadar da değil, bizi şimdi Tanrı’yla barıştırmış olan Rabbimiz İsa Mesih aracılığıyla, Tanrı’nın kendisiyle de övünüyoruz.’ (Romalılar 5:6-11)

Her şey buradaydı.

En derin çaresizlik hissinden hayal edebileceğim en yüksek umuda çıkartılmıştım.

Tanrı seni tamamıyla tanıyor ve seni tamamıyla seviyor. İsa Mesih’e umut bağladığında evrenin Yaratıcısı ile ilişki sahibi olabilirsin, O sana dost diyor ve seni ölesiye seviyor.

Kutsal Kitap gerçeğinde, sonsuz sevgiye dair arzuladığın her şeyin İsa Mesih’te cevaplandığını görüyoruz.

Tanrı’nın sana karşı büyük sevgisi hakkında daha fazla öğrenebilirsin.

إذا كنت تريد أن تسمع القصة كاملة ، وربما ترى الله كما لم تراه من قبل ، فإننا ندعوك في هذه الرحلة. هل تريد معرفة المزيد عن قصة الله؟